>mahsül: yediii...
TÜtÜN OtELi--+------+----+-+----------+----+-+

Bölüm - 3



Osman, kötü olduğu kadar da cin bir gencimiz olduğu için, on beş dakikalık kara sineklik cezasında diğer iki arkadaşı gibi helanın içine konmamış, taharet musluğunu tercih ederek bir kez daha farkını ortaya koymuştu. Muhtemelen o sinek kadar beyniyle yine türlü hainlikler, fenalıklar planlamakta ve arka ayaklarıyla kanatlarını ovuşturmaktaydı. Himmet ise mevsimi olmamasına ramen feremon salgılıyarak Lale'ye hallenmekle meşguldu. Ve biz A şehrinden B şehrine gitmekte olan bilmemne turizimin sayın yolcuları olarak mola süremizin sonuna geldiğimizi anlatan anonsla harekete geçmiş olduğumuzdan, hem Lale'nin Himmeti yine nasıl terslediğini, hemde Ayfer'in otel odasına kucakta taşınışını kaçırdık.

Bazen, hayatın küçük ama önemli ayrıntılarını istemeden kaçırıyoruz işte böyle. Bir Cumartesi gecesi sevdiğimizle koyun koyuna vakit geçirmek varken, illaki öykü yazıcaz diye bilgisayar başında iki büklüm olabiliyoruz. Küçük bir çocuğun gözlerindeki yağmuru görmeden geçebiliyor, sevdiklerimize hislerimizi anlatmakta çok geç kalabiliyoruz kimi zaman. Oysa keşke kalmasak değil mi? Neyse ben en iyisi muavinden bir bardak çay isteyeyim.

Bizim muavine usulca seslendiğimiz saniyelerde, inamazsınız ama çok senkron bir biçimde, Lucifer üç müridine, Ayfer ise kocası Hüseyine sesleniyorlardı. Ayferin derdi, başındaki firketelerdi, zira bir kuaförde saçınızın rengini değiştirecek kadar kaldıysanız şayet, bir gelin başının yapımında gelinin ağırlığınca firkete kullanıldığını bizzat şahit olmuşsunuzdur. İşte Ayfer de o firketeleri pullu başından sökebilmek için, Hüseyinin yardımı istemişti en tatlı sesiyle. Lucifer tam o anda, viskinin verdiği mahmurluktan sıyrılarak şöyle bağırdı.

- Çocuklağ, hemen buraya gelin, hemen yanı basimizdağ çok saf iki ruh vağ hissediyoğum bunu! O ruhlar benim olacak anlıyorsunuz değil mi? (ve elini dar deri pantolonundan içeri sokarak, iki parça kıl yoldu). Alın bunları, o iki salağı baştağn çıkartacaksınız. (Şeytan tüyü ile ilgili bir espiri yapmasaydım çatlayacaktım.)

Himmeti pek bilemiyoruz ama Osman ve Lale olayı anlamakta çok gecikmediler. Otuzbeş yaşına gelip hala halvet olamamış taze çiftimizin sıkıcı ruhları Lucifer'in ilgisini çekmişti. Ve o ruhlara sahip olmak için, satanist geçlerimizin marifetlerini göstermesini istiyordu. Eğer Ayfer ve Hüseyin gün doğmadan Lucifer'in müritlerinden biri tarafından baştan çıkartılırsa o şanslı mürit, kimbilir hangi karanlık güçlerle donatılarak ödüllendirilecekti. Eğer başarılı olamazlar ve Ayfer ile Hüseyin bekaretlerini beraber kaybederlerse, ertesi gün kasabanın üzerine doğacak gün, satanist gençlerimiz için pek parlak olmayacaktı. E tabi, öyle kedi kesmekle, oraya buraya death yazmakla olmuyor bu işler çocuğum.

Uzun lafın kısası, zavallı çiftimiz kendilerini bir anda, şeytani bir planın içinde buluverdiler. Firketeleri tek tek Ayfer'in başından sökmekte olan Hüseyin sonunda Ayferin ensesine iki öpücük konduracak cesareti ve cebindeki prezoyu takmak için dahiyane bir fikri ancak bulmuştu ki, süitlerinin telefonu çalmaya başladı. Şöyle ekranı ikiye bölelim efendim zira arayan Hüseyinin kokoş ve elli yaşında hala peluşlar takmakta olan sevimsiz annesinin sesiyle Lucifer'den başkası değildi. Tabi bunu artık uykusuzluktan şişmiş gözlerimizle yan tarafımızda ağzından salyalar akıtarak uyumakta olan yol arkadaşımızdan tiksinmekte olan bizler biliyoruz. Hüseyin’in nerden haberi olsun?



- Hüseyin yavrum?
- Efendim anneciğim?
- Yavrum beğendiniz mi odanızı?
- Saol anneciğim bayıldık.
- Sana kuvvet macunu bıraktım resepsiyona, onu da yemeden gerdeğe girme sakın.
- Ama anne?
- Yavrum, kırma anneni...
- Peki anneciğim...

----+----+-+--------+----+-+--------+----+-+

Bu kısa dialogdan anne kuzusu, ezik bir kişi olduğunu öğrendiğimiz Hüseyin, Ayfer'i odada yanlız bırakarak, resepsiyona inmek gafletinde bulundu. O gaflet ki bizi az sonra, Lale kaltağının en seksi kıyafetleriyle, Hüseyini baştan çıkartmak için türlü Cosmogirl numaraları çekişini, Hüseyin'in ağzı kurumak, dizlerinin bağı çözülmek suretiyle bu numaraları yiyişini ibretle izlemek zorunda bırakacak. Hele ki o sırada, Ayfer'in odasına jön türk edasında ve Ahmet Altan duyarlılığında giren Osman, binbir tatlı dil ile kızcağızı baştan çıkartmaya çalışacak, mukaddes aile kurumunu yerle bir edecek.


Lucifer birbiri ardına Lucky Strike sigaralarını afiyele sömürürken, biz yol arkadaşımızın düşen başını omuzumuzdan kaldırarak ve yol kenarına konuşlanmış "Damar ve beyin çorba salonu" gibi gotik adları bulunan kamyoncu lokantalarını izleyerek B şehrine doğru sehir halimizi koruyacağız. Koruyacağız da ne olacak allahasen? Lale ile Hüseyin’in yer hareketleri serisi tamamına erecek mi? Osman en içli bakışı, o mahsun doğulu gözleriyle Ayfer adlı kurbanı, Lucifer’in odasındaki, ters pentagramın ortasına serebilecek mi? “Bize ne allahsen?” demenizi umuyorum doğrusu. Ama madem demiyorsunuz, anlatayım monşer.


----
bi sonraki bölümde tabi...


mektup at

<<< maziye bir bakıver... ......... ilerleyelim abiler >>>

gecikmelerin ve iptallerin sitesi a dön (ana sayfa oluyo yani)