|
Bölüm
- 3 Bizim muavine usulca seslendiğimiz saniyelerde, inamazsınız ama çok senkron bir biçimde, Lucifer üç müridine, Ayfer ise kocası Hüseyine sesleniyorlardı. Ayferin derdi, başındaki firketelerdi, zira bir kuaförde saçınızın rengini değiştirecek kadar kaldıysanız şayet, bir gelin başının yapımında gelinin ağırlığınca firkete kullanıldığını bizzat şahit olmuşsunuzdur. İşte Ayfer de o firketeleri pullu başından sökebilmek için, Hüseyinin yardımı istemişti en tatlı sesiyle. Lucifer tam o anda, viskinin verdiği mahmurluktan sıyrılarak şöyle bağırdı. - Çocuklağ, hemen buraya gelin, hemen yanı basimizdağ
çok saf iki ruh vağ hissediyoğum bunu! O ruhlar benim olacak anlıyorsunuz
değil mi? (ve elini dar deri pantolonundan içeri sokarak, iki
parça kıl yoldu). Alın bunları, o iki salağı baştağn çıkartacaksınız.
(Şeytan tüyü ile ilgili bir espiri yapmasaydım çatlayacaktım.) Himmeti pek bilemiyoruz ama Osman ve Lale olayı anlamakta çok gecikmediler. Otuzbeş yaşına gelip hala halvet olamamış taze çiftimizin sıkıcı ruhları Lucifer'in ilgisini çekmişti. Ve o ruhlara sahip olmak için, satanist geçlerimizin marifetlerini göstermesini istiyordu. Eğer Ayfer ve Hüseyin gün doğmadan Lucifer'in müritlerinden biri tarafından baştan çıkartılırsa o şanslı mürit, kimbilir hangi karanlık güçlerle donatılarak ödüllendirilecekti. Eğer başarılı olamazlar ve Ayfer ile Hüseyin bekaretlerini beraber kaybederlerse, ertesi gün kasabanın üzerine doğacak gün, satanist gençlerimiz için pek parlak olmayacaktı. E tabi, öyle kedi kesmekle, oraya buraya death yazmakla olmuyor bu işler çocuğum. Uzun lafın kısası, zavallı çiftimiz kendilerini bir
anda, şeytani bir planın içinde buluverdiler. Firketeleri tek tek Ayfer'in
başından sökmekte olan Hüseyin sonunda Ayferin ensesine iki öpücük konduracak
cesareti ve cebindeki prezoyu takmak için dahiyane bir fikri ancak bulmuştu
ki, süitlerinin telefonu çalmaya başladı. Şöyle ekranı ikiye bölelim
efendim zira arayan Hüseyinin kokoş ve elli yaşında hala peluşlar
takmakta olan sevimsiz annesinin sesiyle Lucifer'den
başkası değildi. Tabi bunu artık uykusuzluktan şişmiş gözlerimizle
yan tarafımızda ağzından salyalar akıtarak uyumakta olan yol arkadaşımızdan
tiksinmekte olan bizler biliyoruz. Hüseyin’in nerden haberi olsun?
Bu kısa dialogdan anne kuzusu, ezik bir kişi olduğunu
öğrendiğimiz Hüseyin, Ayfer'i odada yanlız bırakarak, resepsiyona inmek
gafletinde bulundu. O gaflet ki bizi az sonra, Lale kaltağının en seksi
kıyafetleriyle, Hüseyini baştan çıkartmak için türlü Cosmogirl
numaraları çekişini, Hüseyin'in ağzı kurumak, dizlerinin bağı
çözülmek suretiyle bu numaraları yiyişini ibretle izlemek zorunda bırakacak.
Hele ki o sırada, Ayfer'in odasına jön türk edasında ve Ahmet
Altan duyarlılığında giren Osman, binbir tatlı dil ile kızcağızı
baştan çıkartmaya çalışacak, mukaddes aile kurumunu yerle bir edecek.
|