24
haziran. dreamvivir çöktü, kullandığım şifreleri de unuttuğumdan, yeni versiyonunu
kursam bile kullanamam. falan oldum. alt tarafa takılın.
18
haziran... devid boyi'nin
yeni albümü iyiymiş. "heathen" evde oturup hesapta iş yapacam
ama nerdee. onu indir. buna bak. yok şuradan şunları çek. star wars izle. aman
efendim bi baltaya sap olamamak
iğğğrenç saks manvisi bi olay. odam leş gibi havasızlık kokuyor. kayahan'ın şarkısında
dediği gibi. lan bu program neden
kilitleniyor ben yazı yazarken haaa? güzel
bir iş. ....
13
haziran. daha
ne yazayım. kablo modem ortamı işte. bizim işimiz yok ki sabahtan akşama
dosya davloyu istiyoruz cenabı allahtan ama türk telekom babayı veriyor sağolsun.
anlayacağınız artık kablo modemlerin hızı dial up modemlerle eşitlendi. bi de
üçkaada bakın ki adamlar zaten sizinle 64 kbps için sözleşme imzalamışlar...
tt net kablo net tarifeleri
internet hızınızı
ölçün sonra da buradan
emsalleriyle karşılaştırın .. ne oldu en sonda bile yok musunuz? link
veresim var: *fotoşop hiç bu
kadar sıkıcı ve yetersiz anlatılmamıştı. *yurttan kopuş insan manzaraları
<1>
<2>
<3>
<4>
<5
final impak> <6
fotoşop> * ah o kafalar
----------------------- 12 haziran... aslında salı akşamı.
beşiktaş'ta fatura yarıracakken arada bi de kaçaktan maya
4 alayım dedim, ne de olsa 12 bin dolarlık program köprü üzerinde 2 milyon.
ama bi yağmur başladı ki, hey ki heyhey... Neyse ben de kabalcı'dan
paraya kıyıp i-D'nin
son sayısını aldım. kapakta keyt mos var... paso amele gibi bilgisayar
takılmaktan omuzu filan sakatlıyoerum galibaağ. ableton
live aaarika bi puroğram. sabah akşam onunla müzik yapasım var. şenol
güneş'in aklından geçenleri kaydettik!(senol_gunesi.mp3)
5 haziran... aylardan sonra tuvalet
suyu'nu güncelledim
31 mayıs cuma: şuursuzca,
bilinçsizce (esra ceyhan modeli) hani ebru gündeş bir parçasında "ben sankiiğ ben değilim" diyor,
işte bana da öyle oldu. geçen günlerde index sayfasına koyduğum resimlerden dolayı
bi torba mektup geldi, yok sezyum pornocu olmuş, yok bilmemne hatta 2 tane de
"anneme siteni gösterecektim, porno çıktı siteden" ve bir tane küçük
kızama siteni gösterecektim, porno görüntülerle karşılaşınca zor durumda kaldım"
teessüfü geldi... ...gta3 ne güzel oyunmuş öyle. --her şey bir yana emre
üzbay şafak geri sayımı, birazdan geliyor... göremeyenler için olaylardan
biri bu, diğeri
de bu... linksel:
- fabrica'da
yapılan işler, mutlaka görün (sanatsal ya da kaygı dolu) -
fantezi bi arama sitesi, kartoo
- beast: tipografi dergisi
.pdf olarak indiriyosun - sanatsal bir japon sezyum'u
bulmuş - köpekpaluklarıyla
ilgili bilimum veri tabaaa - mevlana
kopuşlarda
24 mayıs cuma... havalar cillop!-şu
geçen günki okan bayülgen'in esra ceyhan'a konuk olduğu programdan çok kopuş sesler
kaydettim. esra ceyhan algının kapılarını zorluyor. okan bayülgen de esra'ya yardırıyor.
na burda: (1)
(2) (3)
(4) not: en
güzeli 1 numara (dosyaların en büyüğü bile 500kb)
linksel:
-soldaki
monster baiting game'e tıklayın -bokumu
oylar mısın_? (iğrençli - iğrenenler bakmasın) -------------------------------
22 mayıs: asbüke! .wav canına'ya bi parça...
televizyonseyretmeyibilinçsizce.mp3 19 mayıs
- neşe doluyor insan ---iki aploy: biri sanatsal kaygı'da,
diğeri .wav canına!'da... perşembe günü gece
21:30 da star wars'a gittik... nefis ortam hemen duygu seline kapıldım. ama
filmin girişindeki uçmalar yok mu, beni star wars müessesesinden soğuttu be kardeeşim.
Ne öyle süpermen gibi. Her neyse Joda'nın ışın kılıcını çektiği sahnede de iki
damla gözyaşı süzüldü dudaklarımdan. Nefisti be! Salona yarım saat geç girdik,
filmin ilk karesinde direkt Türkçe'yle "Uzun zaman önce çok uzak bi galakside"
yazınca acayip bi teleaşa kapıldım. Film acaba Türkçe mi lan? Diye tripteyken
o yukarıdan uzaya akan yazılar Türkçe patlamasın mı? ter basmaya başladı beni
Atlas sinemasının salonunda... Önden bi anten el kol sallayarak kaçtı gitti: Ben
de düşündüm kalkmayı ama karar verene kadar birden filmin İngilizce olduunu anladık.
Sevindim, antene de güldüm için için.
- cumartesi günü beşiktaş sahilindeki
kiosk dışından Kızılmaske (Fantom) aldım. Cildi bir buçuk milyon ama nefis maceralar
vardı. Gün boyunca okuduk okuduk beğendik. Hatta bi macerada kadın Fantom bile
vardı. Kızılmaske herkesin marizine acımadan kaydı valla...
pazar
arkadaşın düğünü var, herkes evleniyo hey allahım ne iş ya?
12
mayıs cumartesi... * sivisotel'de bi düğüne gittim, düğünde fatih erkoç
kafamı ayıptır söylemesi sikti... milletin evlendiği beraber yaşamaya başladığı
bir ortamda, "unut sevme beni / bu aşkın sonu hüsran dizanteri dolu"
ve daha hatırlayamadığım bir sürü ayrılık temalı parçayı ardarda yardırdı. aklım
gitti... * sivisotel'in çıkışında bi grup zengin veledi sinir etti bizi. dövüp
saatlerini ve cüzdanlarını çaldık. iyi oldu pezevenlkere. ayrıca, ibnenin evladının
cebinden çıkan jipin anahtarını da hemen derlendirip jiple inönü stadının duvarına
çarpıpı airbagleri açık bi halde jipi terkettik. bok yesin pezevenkler ehehe...
.wav canına'ya bbg'den çok özel bir aploy...
"gaue, evde tuttum burda tutmam kendimi!" nefis!
5
mayıs. pazar - roket yuvarlaktır, bugün bize yarın
size uyabilir... simsons mı simpsons mu? hay allah yazarken sıçarak
başlanır mı bir işe? neyse. bir haftada geçen bir nezle... elleri cırmalayan
sevimli bir kedi, çalışırken başka bir şeyle ilgilendiğimde bozulan bir skenır,
parlak ama bozuk bir monitör, itinasızlıktan hoca tarafından kalınmış
bir proje, haftada yedi gün, elma armut, bira, dolaptaki içilmemiş şarap -içkiye
tekrar başladık ya-, ejder, lego bionicles, gece sağdan soldan gelen tırsıtıcı
sesler, harddisk cızırtısı, hardil yaşaroğlu, bokum gibi bir program olan
grafi2000 (zaten o kız adam olamadı) kız gibi desem diil... yasemin kozanoğlu
gibi kızıp "orospu çocuuu artu ditu" diye baarmak istiyorum.
baarmak maarmak diye de metin fidan sitili yazdık... ha sitil diye bi atakkabı
boyası vardı ondan sonra. siktirip gidin şimdi. ben birazdan nefis hareketler
çekeceğim. (yemek yemeye mi yemek yemeğe mi?)...ks
29
nisan: nezle oldum
nasıl hapşırmak o öyle, devamlı kulaklar tıkanıyor, o kadar
soğuk birayı içince nezle oluyoruz demek ki. onu bırak da her hapşırdığımda sümüklere
bakık "tebaeke sümük" demem ne peki? -peki star
wars episode II bu cuma mı geliyor yoksa?
25
nisan:odam patladı... her yerde eşya. her yerde bi bok var. onu atma bunu atma
diye diyeçöp ev, çöp insan gibi oldum. nereye kadar? ha bir de hiç
bir işi tam yapamadığımıa artık karar verdim. demek ki bir sürü şeyden vazgeçeceğim,
başka şeyleri yapabilmek için. yok projeymiş, yok davulmuş, yok land rovermış,
skerim atanızı, nirununuzu! linksel:
tabirci - ya bu ne manyak rüya ortamıymış!
21
nisan: entel olalım diye festival takip
ediyoruz. ayıptır söylemesi bugün gittiğim "belçika canlandırma sineması
1-2" beni deli etti. artık günümüzde nasıl oğuz aral'ın yaptığı işler
bize komik gelmiyorsa, bu filmler de bir o kadar eski ve neredeyse çocuksu bir
naiflikteydi. her ne kadar 2. bölümde 3 adet güzel film olsa da 2-3 saati 3 tane
kısacık film için hibe etmiş gibi hissettim kendimi. allahtan yanımızda konuşacağımız,
gülüşeceğimiz birileri var.... <<<güncelleme reyonu>>> wav. canına'da yeni bir parça, ilginizi çekebilir!
öss ile ilgili kaygılar bu parçada dile geliyor! harika bir site:
mahmut
abi.com
15
nisan... gelişmelere açık bir haldeyim. çalışmaya terar
başladım. güncelleme
yağmurlarında ıslanmaya ne dersiniz? --ilk güncelleme
cenin
ocakbaşı'na
geliyor.
(bu arada bu bölümün adını değiştiriyorum. keza israil, filistinliler'i cenin'de
tek tek öldürünce artık bu bölüm adının adı sadece komik değil, dünya vahşet tarihiyle
de sevimsiz bir biçimde örtüşür oldu...)
14
nisan pazar: -bensen onidın ben varım,
sen varsın, o var. oralardakiler, arkamızdakilerr sağda solda. sayılartı devamlı
artıyor. ne zaman sona gelecek gibi olsan yeniden ben sen onlar ve arkadakiler
geliyor. çiçeklerimizi sulamasak da, camları temizlemesek de bizimle beraber gelen
camlar, yıkanmamış perdelerimiz var. aklın yolu nerede başlıyor? dertlerimiz,
coğrafi sorunlarımız ve bütün bu çokluk devasa olmakla kalmıyor, giderek daha
da büyüyor, büyüyor. bakarken bazen farkediliyor ama içindeyken öylesine
bağımlılık yaratan ve tek yönlü bir tüketim akıntısı ki.
13
nisan - vumartesi
2002 / yan
mahallede düğün olmuş, bizim haberimiz olmamış
film
festivali başladı, entel olduğumuzdan rezervasyonla ayırdığımız biletleri almaya
gittiğimizde gördük ki, aslında biz rezervasyonun ikinci gününde formu doldurarak
yeterince entel olmadığımızı ispatlamışız. "otobüs durağı" filmine rezervasyona
hallenmemize rağmen bilet alamayıp biz de "nasıl olsa kapıda buluruz"
kafasıyla, gittik atlas'ın kapısına... ayıptır söylemesi iki çekinik karakter
bilet bulmaya çalışırsa ne olacaksa aynen o oldu. önümüzde kapış kapış giden biletler
ve benim o biletlere ebleh bakışım...(bunları yazarken dışarıdan dandun sesler
geliyo... acaba eve hırsız mı yardırıyo?) ...ben dayanamayıp girişteki antin
kuntin entelijansiyayı kesiyorum, arkadaşım ise bilet bulma derdinde.
bir ara geyiğe boğduğum kız arkadaşımın "allah belanı versin" çığlıklarıyla
kendime bir nebze de olsa geldim. onu bırak, boyalı saçlı ne kadar çok insan piyasaya
sürülüyormuş cumartesi günleri, hayret ki ne hayret!
hele kızıl kafa bi oğlan var, zaten pijamayla gelmiş "film festivali entel
pazarıdır" şiarıyla, bizi delirtti. * güner ümit'li
turnike,
deyim yerindeyse isal boku gibi.
*
şu bbg denen yarışmadan da haftaya bi sürü ses kaydı yapacam. ortamda çok
sağlam trip var! işini gücünü bırakıp yarışmayı izleyeninden tut, yarışmacılara
sarkanlara kadar her çeşit manyeto mevcut.
7
nisan pazar: -habudiyar lilililil
dilatasyon çekirgeee. bayağıdır bir şeyler
eklemek istememe rağmen kıçımı kıpırdatıp da iki üç saatimi siteye ayıramıyorum.
devamlı ağlamalardayım yani. ........................................................
11
mart pazartesi: iyi günler nasılsınız_?
saolun ben de iyiyim...
*
sırtımın bazı bölgelerinde çok uzun kıllar çıkıyor ara sıra. peki
o kılları uzayana kadar neden farketmiyorum ayol?
* dava dedim
de, geçen haftaki şamdan'da sezyum'dan işler kullanılmış, tazminat davası açıyorum.
alacağım tazminatın % 40'ını da avukata hibe ediyorum.
*linksel
iett'nin kopyalanamayan
bilet tribinin hastasıyım. lan zaten götüm gibi bilet, heriflerin ellerinde daha
kopyaylşa gerçek bileti algılayacak makina yok ki. kopyalasan kim anlayacak...
kaldı ki kopyalanamıyan bilet yapmışlar hahahaha... kopyalayın istediğiniz kadar,
kimse anlamıyor... ben sırf denemek için renkli fotokopisini çektirdim. aynısı
oldu valla ..........................................................
evet
ben marjinalim. çiş içmeyi severim. ama tuvalette de alaturka tuvaleti tercih
ederim. neden mi? çünki alaturka tuvalette bacaklarıma daha kolay kramp giriyor.
kramp girince de bacaklarıma iğne saplayıp krampı açıyorum. işte bunu seviyorum.
evet ben kağıt beyinliyim. derslere girerim. okula gidip hocalarla ders çıkışında
futbol muhabbeti yaparım. evet ben manitadan çok
manitacıyım.
manita gelsin ağzıma sıçsın (mecazi olarak) gram laf etmem. lafım ağırdır. elim
de ağırdır. size 89 kilogram olduğumu söylemiş miydim? binle çarpınca kaç gram
ettiğini siz bulun artık. evet polisten korkuyorum. evet evet. tanımadığım
birisi kimlik sorarsa hemen elimin altında cebimdedir kafa kağıdım. tek hamlede
tereddütsüz uzatırım kimliğimi. sormam "sen kimsin kardeş" diye.
............................... 26 şubat 2002 internet
exploder: arkadaşımın fikri diye söylemiyorum, gerçekten
ahrika bir şey!
şimdi bir telefon, bir yazıcı ve bi
ekran var. telefondan gideceğiniz sitellerin numaralarını
çeviriyorsunuz,explodersizi oraya götürüyor... ama ne götürmek... mutlaka
bakın, düşünün ve görün. aferim Emre Süvari!
Sen bin, bilemedin ikibin yaşa! --------------------------------------------
24 şubat ikibiniki sezyum.com yeni ara şeyiyle karşınızda. bakalım
bu halimiz ne kadar olgunlaşacak? ............................................................
söz: -
akıllı olun yoksa aklınızı almak zorunda kalabilirim...
*bir de bugün
star'da bir magazin programında şununla karşılaştım (bbg evinden görüntü):
- senin gibi jöle süren bir erkeğin neden kız arkadaşı yok? -sarışınsın ama
aptal değilsin (bu cevap olarak verildi) .............................................................. günün
aployu: linksel
hayvan inside'da mehmet aort
kış sporlarını anlatıyor... ..............................................................