|
Abi
arşivi... Sevgiyle, saygıyla, özleyerek.

yeniABİ MP3'leri.:
20.2.2003
kırırrım.......... kuslar........
mikrop........ ne
bu internet?......
onlar da............sibercan.......
tirrr.....
--------------------------------
08.1.2003
alomikrosoff.mp3 ........ bilgisayar.mp3
........ caybahcesi.mp3 ...........
crash.mp3 ........... inanmiyorum.mp3
........ internet_kim.mp3
.........
-----------------------------------------------------------------
episod
5:
Asıl önemli olan "İnsan Güzeli"
En
iyi filim Oscar'ı: "İnsan Güzeli"
Filmde
en az görünen erkek oyuncu Oscar'ı: Ahmet Abi (0.3 sn.)
En
delikanlı oyuncu Oscar'ı: Ahmet Abi
Yönetmene
en çok karışan oyuncu Oscar'ı: Ahmet Abi
Sette
çıkan tatsızlıkları en çabuk tatlıya bağlayan oyuncu Oscar'ı:
Ahmet Abi
Montajcıya
arkadan gizlice yaklaşarak, "HÖÖÖÖT!" diye bağırarak yaptığı
şakayla filmin yanlış montajlanmasına sebep olduğu için. Yılın eşşek
şakası Oscar'ı: Ahmet Abi

Uçaktan iniyorum akşamüstü, Holivut'tayım etraf hakkaten çok acayip.
"Ulan", diyorum "burası neymiş be". Oskar'ın veriliceği
binaya geliyoruz, yere böööle uzuunca bi kırmızı halı atmışlar. "Hoca
bunu attıysanız ben bunu alıp eve götiriim" diyorum. Halıyı kıvırırken
etraftan koşup, "noo noo Mr. Ahmet Abi!" diye bağıran adamlar
halıyı alıyolar elimden.
Neyse içerde setten tanıdıklarla karşılaşıyoruz allahtan. Edvırd'la
takılıyorum bi süre (Edvırd Norton. "Uçan kaz ve Norton Disk Doktoru"
gibi filmlerle tanınmıştı). Edvırd'ın muhabbet acayip kazmadır. Habire
karı kız muhabbeti yapıyor, canımı sıkıyor. Ulan herkes bir şekil olmuş,
bi kalabalık, bi gürültü, bi parfüm kokusu. Kafam kazan gibi, düşünüyorum
eve gitsem mi diye. Yiyim Oscar'ını. Bizim kahvede tüm ödülleri toplamışım
zaten. Çaycı Osman abi'den bi sürü Osman ödülüm var.
Tam
sıvışırken, "Oh Ahmet! Vat ar yu duing hiir?" diye bi ses
duyuyorum. Bakıyorum bizim Bayrampaşa'dan sümüklü Selma (şimdi olmuş
Salma Hayak). "Lan sümüklü" diyorum, "nooldu? Biz gelemez
miyiz Holivut ortamlarına?. Babalar gibi alacam belki Oskar'ımı".
"Oh rilii? Kam vit mi" diyor çekiştiriyor kolumdan. O sırada
allahtan Tomi geliyor kurtarıyor (Tomi Lii Cons). Tomi çok baba müzisyendir.
Bi bizim Teyoman'a bak, bi Tomi Lii'ye bak. Adam hala "kadınlar
indirmeye değmez" olayında. Niye değmesin kardeşim? Sen kim oluyosun
ki değer biçiyorsun kadına? Neyse.
Sonra
Kevin de geliyor (Kevin Speysi), geçiyoruz oturuyoruz. Kevin'i de acayip
özlemişim. "İnsan Güzeli"nin çekimlerinden beri görüşemiyoduk.
Tutup bi kaldıriym, omzuma alıp gezdiriim diyorum. "Yapma abi,
ayıp oluyor" çekiyo. Acayip bozuluyorum, "nooldu lan? g.tün
mü kalktı iki Oskar alıyosun diye?" dedim. "Yok abi o bakımdan
diil. Milletin içinde garip oluyo" diye çevirmeye çalışıyo. "Hadi
lan. Sen trip olmuşsun, şu Oskar olayı bitsin, bi daha senle işim olmaz.
Yürü git" diye itekliyorum. Salağın ayağı kayıyor, balo salonunun
merdivenlerinden yuvarlanıyor.
Sağolsun
Tomi orda da, yatıştırıyor biraz. Yoksa giricem iki üç kişiye. O Şipiilberk
lavuuna da uyuzum zaten, her sene dinozor minozor, bi katakulli yapıp
topluyo Oskar'ları. Salona giriyoruz, önlerden bi yer kapıp oturuyorum.
Sağımda Maykıl Keyn oturuyo.

Baba ingilizdir mingilizdir ama acayip sağlam muhabbetti vardır.
Solumda Kim Besingır oturuyo. Tanışmıyoruz ama her an fırsat kolluyorum
muhabbet açmak için. Fakat kadın, kadın diil derin dondurucu mübarek.
Ben onu keserken başımda bi herif dikiliyor, "buranın sahibi var
sör" diye. Zaten sinirim tepemde, anında itiş kakış çıkıyor. Yerde
dalıyorum ben buna.
O
sıra birden bi müzik çalmaya başlıyor, ışıklar sönüyor. Allaaah tören
başladı galiba. Ben fanilamı pantolona geri yerleştirip, oturuyorum
yerime. Saç baş daalmış. Neyse ödüller verilmeye başlanıyor, müzikler
çalınıyor, fanfinfon bişiiler konuşuluyor, uzadıkça uzuyor zamazingo.
Ulan bir uyku bastırıyor, bir uyku bastırıyor beni. Valla ben ayıp mayıp
dinlemem baba, Kim Besincır'a yaslıyorum kafayı, aynen sızıyorum orda.
Tam
rüyalar görüyorum, evdeymişim, mangal yapıyomuşum falan. Bi dürtüklemeyle
uyanıyorum. Maykıl Keyn baba, "kalk oğlum" diyor seni çağırıyolar.
"Ya allaşkına ya sızmışım şurda biraz daha yatiim" diyorum.
"Kalksana çocuum, Oskar almışın işte" diye iteklemeye devam
ediyo baba. Kalkıyorum, koşar adım çıkıyorum merdivenleri. Aynı anda
bu Kevin lavuu da bi oskar kazanmış, onu da çağırıyorlar. "Dur
bakalım" diyorum, ben buna bi oyun ediim. Oskar'ı aldığı anda tebrik
ediyomuş gibi sarılıyorum buna, el ense çekip sıkıştırıyorum. Bu gudik
acıdan mosmor oluyor ama belli etmemeye çalışıyor. Kelle gibi sırıtıyor
(bkz. resim arşivi).
Neyse
o gece, böyle beş Oskar verdiler, söylemesi ayıp. Kevin eşşeğine de
olayımı yaptım, altında kalmadı hareketinin. Bindim uçaa, geldim mahalleye.
Girdim kahveye, "boşaltın masayı" dedim. Koydum Oskar'ları
masaya. "İsteyen alsın" dedim, "benim Oskar'la moskarla
işim olmaz".
eski abiler burda:
[abi kahvaltı] [abi
cv] [abi mars] [kendimle
röportaj]
|