| 
Abi arşivi... Sevgiyle, saygıyla,
özleyerek.
yeniABİ
MP3'leri.:
20.2.2003
kırırrım.......... kuslar........
mikrop........ ne
bu internet?......
onlar da............sibercan.......
tirrr.....
--------------------------------
08.1.2003
alomikrosoff.mp3 ........ bilgisayar.mp3
........ caybahcesi.mp3 ...........
crash.mp3 ........... inanmiyorum.mp3
........ internet_kim.mp3
.........
-----------------------------------------------------------------
episod
4:
Kendim
sordum kendim cevapladım

Birazdan okuyacağınız "Ahmet Abi"
röportajı, Ahmet Abi'nin bizzat kendisi tarafından yapılmıştır.
Yani bu röportaj, bir nevi iç hesaplaşma veya kendi kendine konuşmadır.
Ama bu Ahmet Abi'nin deli olduğu anlamına gelmez. Tersine bu onun "aşmış"
bir şahsiyet olduğunun işaretidir.

AHMET ABİ- Selam Ahmet'cim.
AHMET ABİ- Oo Ahmet kardeşim.. Nasılsın birader?
AHMET ABİ- İyi valla noolsun. Ya bak hele, senle bi roportaj
yapıcam. Bi mahsuru falan yok di mi?
AHMET ABİ- Yok yok. Ama kısa sürsün mümkünse. Uzun muhabbetlerden hoşlanmam
biliyosun.
AHMET ABİ- Bilmem mi... Hatta güzel bi lafın da vardır senin.
Lüzumundan fazla uzayan muhabbet, şeye benzer... Neydi o ya?
Bişeye benzetmiştin.
AHMET ABİ- Valla benim öyle bi lafım yok. Sen uydurdun şimdi galiba.
AHMET ABİ- Neyse. Madem öyle, hemen ilk soruma geçiim. Şimdi,
''Ahmet Abi kimdir?'' diye sorabilirim sana. Fakat bu hem kolay ve hem
geyik bir soru olucak. Onun yerine şöyle soriim:
Ahmet Abi niye var? Hadi bakalım.
AHMET ABİ- Seni (yani kendimi ) de güya kolay sor diye röportajcı yaptık.
Şu sorduğun soruya bak be... İnsan kendine böyle zor soru sorar mı kardeşim?
Ha hahahh ahhahaha!

AHMET ABİ- Hadi kaytarmadan ver cevabını delikanlı gibi.
AHMET ABİ- Şimdi, valla Ahmet Abi niye var? Ben olsam Ahmet abi niye
var diye sormak yerine, "Ahmet Abi İnternet ortamında niye var?"
diye sorardım.
AHMET ABİ- İyi ya sordum işte. Anlat bakalım.
AHMET ABİ- Şimdi ben bu işe girişmeden önce televizyonda seyrediyorum
tabi güzel güzel bayanlar, Amerikalı gibi parlak parlak oğlanlar İnternet
reklamlarına çıkıyorlar. Bir havalar, bir tafralar. Zannedersin ki İnternet'e
bağlanıp çok önemli meseleler hallediyorlar, dünyayı kurtarıyorlar.
Ben de bi bakayım dedim hakkaten bizim vatandaş böyle mi kullanıyor
İnternet'i? Çıktım gittim bizim ordaki İnternet kafeye.
AHMET ABİ- Ya bak gördün mü? Sizin mahalleye bile teknoloji
gelmiş. Artık bizim gençlerin de Amerikalı parlak oğlanlardan farkı
yok demek.

AHMET ABİ- Tabi. İki dakka sonra kafeye bi herif girdi. Bizim kafeden
bi çocuğun çet yaptığı kızın abisiymiş. Bu herif ordan kaptığı klavyeyle
çocuğun kafasını yarınca olay büyüdü. Çocuğun kankaları herifi bi güzel
dövdükleri yetmezmiş gibi kızkardeşinin makinasına da virüs attılar.
AHMET ABİ- E sonra nooldu? Norton disk doktor mu geldi? Eheheheh.
AHMET ABİ- Ne doktoru? Dayak yiyen herif, kendi mahallesindeki net kafeden
adam toplamaya gitti. On dakka sonra ellerinde klavyelerle bisürü herif
girdi içeri. O anda kafama dank etti. "Bizde olaylar Amerika'dan,
Japonya'dan farklı. Hatta, isterse uzaydan badi badi uzay adamı gelsin,
uzay kahvesi açsın, "bakın bu kafede ilim irfan öğreticem, hiç
bilmediğiniz teknolojileri ayaklarınızın altına sericem. Adam olun da
yararlanın" diye. Bizim elemanlar bununla da tatsızlık çıkarırlar.
"Ne diyo lan bu koca kafa, esas niyeti nedir?" diye.
AHMET ABİ- Eee? Ne alakası var?

AHMET ABİ- Dur anlatıyorum. Ben de bu gerçeği görünce, dedim ki, gençlerimize
bu İnternet denilen hissiyatsız ortamda bir sıcaklık lazımdır. Bu İnternet,
bir Türk evladı için gurbet sayılır. Yerli bir mekan değildir. Burayı
yerlileştirecek biri lazım. Bir ağabey sıcaklığı lazım bu gençlerimize.
AHMET ABİ- Sen de o yüzden kendi mekanını açtın sanal topraklarda?
Almanya'da bir Türk lokali
açmak gibi yani?
AHMET ABİ- Mars'ta demek daha yerinde olur. Ayrıca Mars'la ilgili çalışmalarım
da var.
AHMET ABİ- Hoş bir mekan yaratmışsın kendine. Peki daha ağırlıklı
olaraktan nasıl mesajlar veriyosun gençlere?

AHMET ABİ- Valla ben mümkün olduğu kadar uzun mesajlardan kaçınıyorum,
kısa mesajlar vermeye çalışıyorum. Benim olayıma bir tür kısa mesaj
servisi diyebiliriz.
AHMET ABİ- Peki anladım.
AHMET ABİ- E tabi anlıyıcaksın. Sen anlamıyıcaksan kim anlıyıcak? Hahah
ahahaha!
AHMET ABİ- Tamam uzatma. Şimdi kendimizi öz eleştirinin güvenli
sularına bırakalım,
karizmamızı sağlamlaştıralım.
AHMET ABİ- Tabi tabi.
AHMET ABİ- Adının sonuna niye böyle bir ''Abi'' ünvanı eklettirdin?
Ahmet kendi başına bir
şey olamıyor mu ki böyle bir "Abi" kalkanına ihtiyaç duyuyor?
AHMET ABİ- Şimdi bi kere ortada bir ünvan ekleme olayı varsa, onu ben
eklemedim. Bir insan
gidip adının sonuna nüfus dairesinden ''Abi'' ünvanı eklettiremez. Abilik
bir insanın etrafındaki kişilerin kafasında zamanla oluşan bir şeydir.
Tabi bazı çıkar ortamlarında birbirlerine abi çeken lavuklardan bahsetmiyorum.

AHMET ABİ- Hayır yani "abi" lafı o kadar şey oldu
ki, biriyle konuşurken, iki lafın arasına "abi"
sıkıştırıyosa o adamdan kıllanıyosun. O herif büyük ihtimalle yiyiyodur
seni zaten.
AHMET ABİ- Kesinlikle yiyiyodur. Şüphen olmasın.
AHMET ABİ- Peki sen yavaş yavaş kült olma yolunda ilerliyosun
ha? Şaka maka kült olucan be.
AHMET ABİ- Kültü yiyim, keyfine bişii olmasın. Kült nedir kardeşim?
Haytta en nefret ettiğim
bi kaç müessese varsa, biri de kült müessesesidir. Kült olup marjinalleri
eğlendiriceeme, kültablası olup efkar sigaralarının küllerini tutarım
mahalle kahvelerinde. O vakit hiç olmazsa fonksiyonumuz olur biraz.
AHMET ABİ- Belli bir hayran kitlen var ama. Onlar ne diyo?
AHMET ABİ- Çok baba e-mailler alıyorum. En son geçen gece bi tane aldım
ki, sabaha kadar oturup tribe girdim. Adam ne yazmış biliyo musun? "Ahmet
abi senin yazılarını okuyup bitirdikten sonra, o hafta yapacak birşey
kalmıyor. Sonra o kadar sıkılıyorum o kadar sıkılıyorum ki oturup Ügo
Farel mp3'leri dinliyorum. Artık sen anla gerisini" diyor.
AHMET ABİ- O kadar almışsın akılları yani.
AHMET ABİ- O kadarla da bitmiyor. "Biliyorum Ahmet abi, sen yoksun
Ahmet abi! Ahmet Abi diye biri yok Ahmet Abi! Bütün kırmızı ve beyaz
şahinleri kestim, seni içlerinde göremedim Ahmet Abi" diyor. "Bana
kavuş, bana sonsuz huzur ve mutluluğun formülünü anlat Ahmet Abi!''
diyor.
AHMET ABİ- Hakkaten var mı böyle bir formül?
AHMET ABİ- Şimdi böyle bir formül varsa bile bu ne pi sayısındadır,
ne de Ahmet Abi'nin sayfasındadır. Herkese özel formüller vardır hayatta.
Bu formüller hiç akla gelmeyen kuytularda saklı gizlidir.
AHMET ABİ- E peki, mesela seninkisini bulabildin mi?
AHMET ABİ- Buldum tabi. Ben her gün işten eve geldiğim vakit, tuvalete
kapanıp, akvaryum bakım rehberim var, onu okurum huşu içinde...
AHMET ABİ- Neyse uzatmayalım dedik ama senin de muhabbetin bitmiyomuş.
Hadi başka diyeceğin bişii yoksa evlere dağılalım.
AHMET ABİ- Senin ev nerde? Ben bırakiim istersen. Ha hahaha!
AHMET ABİ- Komiklik yakışıyor sana abim benim.
Röportaj: Abi 2000
eski abiler burda:
[abi kahvaltı] [abi
cv] [abi mars] |