| 
Ahmet Abi arşivi... Sevgiyle, saygıyla,
özleyerek.
Bir zaman Chivi adlı internet şeysinde GDK
adlı bir mizah şeysi yapıyorduk. Orada bizimle çalışan bir güzel insan,
az sayıda 'abi'mizden biriydi Ahmet Abi.
Gecen sene noolduğunu anlamadan kaybediverdik bu abimizi.
Çok seveni vardı, habire 'abi bari arşivini yayınlayın
Ahmet Abi'nin download edemediğimiz bölümleri var' diye hayvan gibi
istek mailleri aldık uzun zaman... Eh peki madem, alın size Ahmet abi
arşivi:
Episode 1:
Bugün benim doyum günüm
Evet. Çok konuşuldu, çok
tartışıldı; "Ahmet Abi kimdi? Nedir? Kaç senesinde, nerde doğmuştur?
Tahsili nedir, taksiratı nicedir? Ayda kaç para kazanmaktadır? Aya nasıl
gitmiştir?
Uzun zamandır susuyorum, bekliyorum biraz daha meraklanın,
biraz daha kıllanın diye. Fakat artık zamanı geldi. İşte uzun zamandır
merakla ve rahatsızlıkla beklenen CV'im. Nam-ı diğer, Curriculum Vitae.
Nam-ı öbür , Ce Vitamini. Aha:
Curriculum Vitae
Ad, soyad: Ahmet Abi
Şu anki sıfatı: Harvard Üniversitesi'nde Sosyoloji Bilimleri
Profesörü, Seyyar Nohut-Pilavcıları Koruma ve Yaşatma Derneği başkanı,
Amerikan Uzay Dairesi Nasa'da gönüllü kobay,
Doğum tarihi: 4 Temmuz 1953
Doğum yeri: Toroslar
Toroslarda bi yerde doğmuştum. Tam olarak pek hatırlayamıyorum,
kesin yeri hakkında bişii söyleyemiyicem. Ben doğar doğmaz İstanbul'a
göç etmişiz. Üsküdar, Şemsipaşa yakınlarında şirin bir eve yerleşmişiz.
Çocukluğumun bi dönemini hatırlayamıyorum. Bisikletten çok sık düşermişim.

Önceki işleri:
ODTÜ üniversitesinin önünde seyyar nohut-pilavcı
1965:
O yıllarda saolsun bizim peder, ısrarlarıma dayanamayıp
bana bi araba yaptırdıydı. ODTÜ'nün önünde nohut-pilav satmaya başladım.
Öğrencilerle muhabbetim güzeldi. Onlar nohut-pilavlarını yerken enfes
tartışmalar yapıyor, konuşuyor konuşuyorduk. Günler su gibi akıp gidiyordu.
ODTÜ üniversitesinde temizlik görevlisi, 1969
Önce bana bu görev teklif edildiğinde kabul etmek istemedim.
Ama sonra sırf akademik ortamın içinde daha fazla bulunmak istediğim
için teklifi kabul ettim. Nohut-pilavcılık gibi zevkli bi iş olmasa
da hocalarla ve asistanlarla muhabbet bana süper zevk veriyordu. Bi
süre sonra öğrencilerin projelerine yardımcı olmaya başladım.
ODTÜ üniversitesinde asistan, 1973
Sonunda keşfedilmiş, asistan olmuştum. Ne asistanı olduğumu
henüz bilmiyordum ama tüm asistanlar gibi hocaların diyalarını, öte
berisini taşıyor, çay getiriyordum. Asistan olmak değişik bişiidi.
ODTÜ üniversitesinde öğretim üyeliği, 1975
Asistanlık dönemim kısa sürmüştü. Öğretim üyeliği de
güzeldi ama biraz kıllanıyordum. Dekana çay yapıyor, çantasını taşıyorum.
Akademik ortam dedikleri buydu demek. Bilemiyordum, belki de bi de yurtdışını
denemek gerekti.
Massachusetts'de, Massachusettts Teknoloji Akademisi'nin
önünde seyyar nohut-pilavcı, 1978
Massachusetts, demesi zor fakat şirin bir kasabaydı.
Önceleri, "nerde oturuyosun?" dedikleri zaman, "Maşaçuşez",
"Maşaçüşiz", "Masaçusaz" diyor veya hiç bişii diyemiyordum.
Keşke Ohayo eyaletine taşınsam diye düşünüyordum. Fakat sonra alıştım.
Masaçusetz Teknoloji'nin öğrencileri çok kafa adamlardı. Nohut-pilav'ın
hastası olmuşlardı. Ortam süperdi.
Massachusetts Teknoloji Akademi'sinde öğretim
üyeliği, 1980
Öğretim üyesi olmam zor olmamıştı. Fakat burda da durum
Türkiye'den farklı diildi. Profesör Vaytsimit'in çantası da oldukça
ağırdı. Acaba bu lavuk ne dolduruyodu bu kadar çantanın içine? Karar
vermiştim ben de profesör olucaktım ve çantamı kendim taşıyacaktım.
Massachusetts Teknoloji Akademi'sinde Yoğurt
Teknolojileri Profesörü, 1983
Yoğurt konusundaki engin bilgilerim ve özverili çalışmam
sonucu profesör olmuştum. Fakat meyveli yoğurda şiddetle karşı çıkışım
ve panellerde yaptığım meyveli yoğurt aleyhtarı konuşmalarım Akademi'nin
işine gelmiyordu. Meyveli yoğurt üreticisi para babalarının da baskılarıyla
ayağım kaydırılmış, üniversiteden atılmıştım. Artık Amerika'da bana
ekmek yoktu. En azından Kuzey Amerika'da yoktu.

Southwestern School of Texas'ta Maya Felsefesi araştırma görevlisi
1985
Hırs yapmıştım. Herhangi bir konuda başarılı olabileceğimi
kanıtlamak amacıyla Teksas'ta bi okulun kataloğunu aldım, gözümü kapayıp
rasgele bi öğretim proğramı seçtim ve hemen gidip kaydımı yaptırdım.
Bir sene sonra Maya Felsefesi Bölümünü başarıyla bitirmiş, diplomamı
almıştım. Sıcak bunaltıcıydı.
Bayrampaşa'da, ocakbaşı ve muhallebici salonu işletmeciliği
1986
Sıcaktan ve amerikalılardan bunalıp memlekete dönmeye
karar verdim. Bayrampaşa'ya döner dönmez tesisleri açtım ve ticarete
atıldım.
Washington üniversitesinde Savunma Sanatları ve Felsefeleri araştırma
görevlisi, 1990
Büyük esnaflık kısa sürede tüketmişti beni. Bilimi,
felsefeyi ve küçük esnaflığı ölesiye özlemiştim. Amerikaya dönüp bi
süre orda burda takıldıktan sonra Waşington üniversitesinde Uzak Doğu
Savunma Sanatları ve Felsefeleri bölümüne başlamıştım. O sıralar Buruş
Lii orda hocaydı (bkz. geçen bölüm / Amerika Anılarım Episot İki). Buruş
Lii ile muhabbetimiz süper olduğundan, bunun yanında araştırma görevlisi
olmuştum. Kimse kimsenin çantasını taşımıyor, teklifi bile olmuyordu.

Beyaz Saray'ın önünde seyyar nohut-pilavcılık, 1993
Evet amacım belliydi. Badigartlarla, içeri girip çıkarken
nohut-pilav alan senatörlerle geyik yaparak oraya da girecektim. Geyik
yaparak gerçekleşmeyecek mucize yoktu fakat Hilari'nin geyikleri hiç
çekilmiyordu.
Beyaz Saray'da Kung-Fu baş danışmanlığı ve yoğurt eksperliği, 1995
Gizli bilgi sayıldığı için bu kısmı anlatamıyorum.

Tibet'te, "Manastır Ocakbaşı"nın işletmeciliği 1998
Huzuru bulmaya Tibet'e gitmiş fakat esnaflık huyumdan
kurtulamadığım için Nirvana'ya şeedemeden tapınaktan atılmıştım. Ben
de kıllık olsun diye manastırın dibine hayvan gibi bi ocakbaşı tesisi
kurdum: Manastır Ocakbaşı. "Önce Geyik, Sonra Hizmet".
akmadıysanız
Ahmet Abi 2000 |