|
Abi
arşivi... Sevgiyle, saygıyla, özleyerek.
Amerika Anılarım
....Buruş
Lii 
Sene
bin dokuz yüz altmış bir
San Fransisko'dayım, sokakta ilizyon gösterileri yapıyorum,
para kazanıyorum. Budist bi rahipten havaya yükselme numarası öğrenmişim,
bi hareketle yerden beş santim yükseliyomuş gibi oluyorum millet şaşırıyo
falan. Ama San Fransisko halkıo yıllarda toptan hippi, kafa dumanlı
geziyolar, en dandik numarayı bile yiyiyolar. Bi gün acayip kafam bozuldu,
aldım çantayı bohçayı otoyola. Bi araba durdu. Nereye gidiyosan beni
de at dedim. Eyvallah, bastık Siyetıl'a geldik. Ben zıpladım Siyetıl'da
indim.
Güzel memleket
Benim
mide zil çalıyo, girdim bi Hong-Kong lokantası'na. İşte bu lokanta,
benim rahmetli Buruş Lii ustayla ilk tanış tokuş olduğum mekandır. O
yüzden tavsiye ederim, Siyetıl'a girer girmez sağdaki benzinliği geçince
Chow'un Yeri Hong-Kong lokantası. Gidin, yiyin, beni hatırlayın.
Neyse ben
içerde bi Hong-Kong usulü çekirgeli sarma söyledim onu yiyiyorum. Baktım
garsonlar arasında bi kapışma çıktı, olay büyüdü. Baktım içerden, mutfaktan
bi delikanlı geldi. "Nooluyo lan? Ne bu gürültü? Bi maymun çorba
pişiremiyicek miyiz sessiz sessiz, anten herifler!" diye. Bunların,
"sana ne lan, çizgi göz" demesiyle Buruş'un (sonradan öğrendim
ismini cismini) bunlara havada dönerek girmesi bir oldu. Hatta nerdeyse
daha önce oldu. Olayın nedeni sonucundan sonra gibi oldu, geldi bana
hatta bi an. Hatta bi ara, "ulan galiba neden sonuç ilişkisi diye
bişey yok, Aynştayn hata yapmış olmasın" diye düşündüm. Sonra baktım
bunlar Buruş'un üstüne yirmişer otuzar gelmeye başladı. Ben de olaya
ilgisiz kalmak delkikanlılığa sığmaz, deyip garsonlardan oluşan o sezyum
bulutuna dalıverdim. 
... Tabi girmemle çıkmam bir oldu.
Hatta çıkmam girmemden önce oldu. Veya bana öyle geldi. Neyse efendim
biz bunlan böylecene tanıştık, muhabbet ettik, doğu sanatlarından bahsettik,
tütsü yaktık, alkol aldık falan. O gün öyle geçti, bi süre görüşemedik.
Sene
bin dokuz yüz altmış üç
Waşington'da
manavlık işine girdim, bi yandan da felsefi ortamları özlüyorum. Waşington
Hal'indeki andavallılarla uğraşmaktan bezmişim. Ulan dedim madem bu
kadar para yaptım, ne uğraşıyorum dedim yaa patlıcanla portakalla? Girerim
bi üniversiteye, akademik ortamlara mis gibi takılırım. Süper manitalarla
tanışırım, kitap okuru dedim. Baktım gazetelere Waşington Üniversitesi
sınavla adam alıyo. Gittim Gung Fu (Kung Fu diil yanlış anlaşılmasın.
Kung Fu ayrı) bölümüne yazıldım. Kalem, defter aldık. Üç ortalı harita
metod (ne yazıcaksak, hayt hoyt mu yazıcaz?) dersliğe girdik, hoca gelicek,
bekliyoruz. Hong Kong'lu bi herif gelicekmiş, çok süper herifmiş diye
de muhabbet dönüyo arka sırada.

Derken, ulan içeri kim girdi beğenirsiniz?
Cevaplarınızı ahmetabi@sezy... Yok yok lan şaka, söyliicem.
Buruş Lii girdi. Hoca Buruş Lii'ymiş meğerse. Adam hırs yapıp Waşington
Üniversitesine Gung Fu hocası olmuş. Ulan bu beni görünce bi sevindi
bi sevindi, biz hemen sarmaş dolaş olduk. Öğrenciler falan şaşırdı tabi.
Neyse dersten sonra okulunkafesinde muhabbet koyduk. Bu Linda diye bi
kızla evlenmiş, acaip mutlularmış. Böyle bi kaç ay bunla acayip keyifli
derler yaptık, geyikler döndürdük. Bu arada da ben dört ayda kara kuşağa
geçtim, ne öğretse kapıyorum. Uç diyo uçuyorum, kaç diyor kaçıyorum.
Kafamla mermer kırıyorum, ayak parmağımla sivrisinek tutuyorum, ters
parendeyle duvara tırmanıyorum, beton yiyiyorum, granit yalıyorum. Böyle
acayip bi performans gösterdim.
Ben
kara kuşağa geçtim, sertifikayı aldım, iki gün sonra
öbür öğrenciler la lü yapmaya başladı. Torpil dönüyo, adam kayırılıyo
falan diye şamata yapıyolar. İş büyüdü. Olay müdüriyete yansıdı tabi,
bunlar da -tabi sonuçta orası da bi ticarethane- Buruş Lii'nin hesabını
kesmek zorunda kaldı. Ulan ben bi gıcık oldum. "Takma kafana lan"
dedi Buruş, "ben zaten sonbahara ayrılıcaktım, 4750. caddede bağımsız
bi Gung Fu kursu kurmayı planlıyodum, bi ay erken oldu".
Bu
kursu kurdu. Acayip de başarılı oldu, akın akın öğrenci geliyo, "hocam
sizin hakkınızı yediler" diye. Arkasından bi kitap yazdı: "The
Philosophical Art of Self Defens" (Türkçeye, "Hareket Çeken
Hareketin Allaanı Görür Felsefesi" diye çevrildi). Sonra
Linda'yla evlenip Oakland'a gitti, bi kurs daha açtı. E ondan sonrasını
da hepimiz biliyoruz; gelsin filmler, gitsin diziler.
Peki
Buruş Lii ünlü oldu da, tempra mı oldu? Buruş Lii hayatı
boyunca asla tempra olmadı, en fazla toyota oldu mitsubişi oldu. Yetmiş
üç senesinde, bi filminde dublör kullanmayıp, hızla gelen bi kamyonu
kafa darbesiyle durdurma sahnesinde beyin kanaması geçirip ölene kadar
her sene en az bi kere telefonla aradı. Hatta bi kere de Bayrampaşaya
geldi, gezdik dolaştık.
Süper adamdı
Buruş Lii.
Ahmet Abi
ABİ MP3'leri.:
20.2.2003
kırırrım.......... kuslar........
mikrop........ ne
bu internet?......
onlar da............sibercan.......
tirrr.....
--------------------------------
08.1.2003
alomikrosoff.mp3 ........ bilgisayar.mp3
........ caybahcesi.mp3 ...........
crash.mp3 ........... inanmiyorum.mp3
........ internet_kim.mp3 .........
-----------------------------------------------------------------
eski abiler burda:
[abi kahvaltı] [abi
cv] [abi mars] [kendimle
röportaj][insan
güzeli][matriks nedir?]
|